15 Eylül 2016 Perşembe

"Zeytinyağlı Yiyemem Aman ..."

 
“Zeytinyağlı Yiyemem Aman…”

 
Yazının başlığı türkü formunda bir ezgiye ait. TRT Türk Halk Müziği Arşivinde 1133 repertuar numarası ile kayıtlı. 2 Kasım 1954 tarihinde Bursa yöresinden, İhsan Kaplayan isimli kaynak kişiden Muzaffer Sarısözen tarafından derlenerek notaya alınmış.

Hayırdır? Nereden çıktı şimdi bu, ya da mevzu nereye bağlanacak acaba diye sorular soruyorsunuz gibime geliyor.




Gelin, ezginin sözlerini de aşağıya not ediverelim. Zihinler canlansın sonra da üzerinde birlikte düşünelim biraz:
 

Zeytin Yağlı Yiyemem Aman,

Basma da Fistan Giyemem Aman.

Senin Gibi Cahile,

Ben Efendim Diyemem Aman.


Kaldım Duman içi dağlarda,

Sevgili Yarim Nerelerde.
 

Kara Üzüm Asması,

Yeşil Olur Yazması.

Ben Yarimden Ayrılmam,
Mevlam karayazı yazmasın.
 
Kaldım Duman içi dağlarda,
Sevgili Yarim Nerelerde.
 
Asmadan Üzüm Aldım,
Sapını Uzun Aldım.
Verin Benim Yarimi,
Annemden İzin Aldım.
 
Kaldım Duman içi dağlarda,
Sevgili Yarim Nerelerde.

Efendim, “Gelin Nazlanması” da denilen bu ezginin sözleri arasında bana göre tutarsızlık var. Ve sanki birinci kısım, sonrasın da biraz zorlama olmuş gibi.
Prof. Dr. Kenan Demirkol Hocanın 2012 tarihi bir e-postasında küçük bir bağlantı olarak okumuştum konuyu. Sonra da üzerinde bir miktar düşünüp, birkaç üstat ile görüş alış verişinde bulunmuş ve zihnim bir miktar netleşmişti.  Geçtiğimiz dönem TBMM’de bir görev nedeniyle bulunduğum sırada kütüphanedeki  Marşal Planı” ciltlerine de göz atıp kimi notlar almıştım. Hepsini birleştirince işte bu yazı ortaya çıktı.
 
1950’lerin Türkiye’si: “Küçük Amerika”
İkinci Dünya Savaşı nihayetlendiğinde ABD, Truman Doktrini ve Marshall Planı ile birlikte dünya ekonomisini yeniden yapılandırmıştır. Bu yapılandırma öncesinde ülkemiz için üç adet rapor tanzim edilir; Thornburg, Hilts ve Barker Raporları. Üç rapor birbirini tamamlayıcı özelliklere sahiptir. Ve özü, 1923 Cumhuriyetinin sanayi anlamındaki kazanımları ve iddialı hedefleri, demiryollarında alınan ciddi mesafelerdir. Çünkü Türkiye 1924–1938 döneminde sanayi sektörünün sürükleyiciliğinde yılda yüzde 6,9 oranında bir büyüme kaydetmiştir. İşte böyle bir ülke, ABD’nin önderliğindeki dünya iş bölümüne uydurulmalıdır. Ve az önceki raporlar da bu nedenle yazdırılmıştır. Raporları takip eden süreçte Marshall Planı kapsamında Türkiye ciddi mali ve teknik yardım alır. 1950’ler boyunca iktidarını sürdüren Demokrat Parti iktidarının hedefi “Türkiye’yi Küçük Amerika yapmaktır”. Bu konuda her yol denenir. Amerikan tipi hayat tarzını egemen kılma gayretleri de bunlardan biridir. Yoğun propaganda için bütün imkânlar seferber edilir.
 
 

 
Bu toprakların çocukları yine bir tezgâh ile yüz yüze

Evet, bu toprakların çocukları, beslenmenin, ilacın ve ışığın kaynağı olarak hep zeytinyağını bilmişlerdir.  Semavi dinlerden önce bile nerede ise MÖ 6000’lere tarihlenen zeytin ağacının doğduğu yer bu topraklardır, bizim vatanımızdır. Kuranı Kerim’in Tin Suresi’nde zeytin kutsanır ve zeytin üzerine yemin edilir. Binlerce yıl insanlık ve özellikle bizim coğrafyanın çocukları, zeytin ağacını, yapraklarını, meyvesini ve yağını sofralara katık, gecelere ışık, yaralarına merhem olarak kullanmıştır.  Yaprakları, dalları insanlık tarihinde barışın, kardeşliğin simgesi olan zeytin yaşamında simgesi olmuş ve Nazım dizelerine konuk olmuştur:  (…) öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı, yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin, hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil, ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için, yaşamak yanı ağır bastığından”.

 


 


Hal böyle iken, ABD savaş dönemindeki stokladığı tarım ürünlerini piyasaya sürmek istemektedir. Bu nedenle de 1954’den itibaren (tarihe dikkat isterim) Marshall Planı, organizasyonu değiştirilir. Ve bu değişikliğe o döneme göre masum ve fiyakalı bir isim de bulunur: “ABD Zirai Mahsul Fazlaları Yardımı”. Tezgâh çok açıktır. Ülkeleri yönetmek için petrol, insanları yönetmek için gıda kaynaklarını kontrol etmenin gerekli olduğu tezi çalışmaktadır sanki.  Başta Türkiye olmak üzere yardım alan ülkelerde, Amerikan yardımı süttozu ve un torbalarının üzerinde görülen sıkışan eller figürü, adeta okyanus ötesinde bize yardım eden beyaz adam etkisi yapmıştır.


Bu ‘beyaz adam etkisi’ in esas adı “Gıda Emperyalizmi” ir. İsim babası da hemşerim ve İzmir Atatürk Lisesinden büyüğüm rahmetli Dr. Osman Nuri Koçtürk’ tür. Dr. Koçtürk, nerede ise tüm ömrünü bu alanda verdiği eserlere adamıştır. 1966 yılında yayınladığı “Yeni Sömürgecilik Açısından Gıda Emperyalizmi” kitabı bugün dahi konusunun temel referansları arasındadır. Bahse konu kitap 2009 yılında Ziraat Mühendisleri Odası tarafından yeniden basılmıştır. Meraklıları kitaba, odanın internet sayfaları üzerinden de ulaşabilirler.
 


 


Bitirirken
Evet, bir zeytinyağı cenneti olan Türkiye’de, margarin hammaddesi olarak kullanılacak olan Amerikan mısır ve soya fazlalarını sokmak için çalışan lobiler, margarin yağını öven, zeytinyağının ısınınca kanser yaptığını belirten sözde bilim insanları, yerli çeşitlerimizi nerede ise yok etmeye gayret eden tohum hegemonyasının kurulma süreçleri, ülkemizin tarım sektöründe dışa bağımlı hale dönüşmesi, insanlarımızın kobay yerine koyulması, GDO’lu tohumların temiz topraklarımıza ekilme gayretleri… Evet, bu liste uzatılabilir. Ve bu listeye yakın zamanlardaki Dr. Kemal Derviş’in “15 günde 15 yasa” dayatması da eklenebilir. Amaç bellidir; Ulusal bağımsızlık, tarımsal üretim ve beslenme ilişkileri arasındaki bütünlüğü dağıtmak.
Ve bu gayretlerin arasında ciddi bir kültür endüstrisi faaliyetleri de var ve bu faaliyetlerin tipik simgelerinden biri de bir miktar spekülatif bulunsa da yazı başlığına konu ettiğimiz türkü formundaki ezgi olan “zeytinyağı yiyemem aman…” dır.
 
 
Konu büyük ihtimalle netleşmiş olmalıdır. Ezginin derleme tarihi ile “ABD Zirai Mahsul Fazlaları Yardımı” başlangıç tarihleri birebir örtüşmektedir. Burada, ezgiyi derleyen ve notaya alan Muzaffer Sarısözen ustaya herhangi bir serzenişte bulunulmamaktadır. O dönemin devlet aygıtı da, tıpkı bugünküler gibi bütünüyle Amerikan emperyalizmine boyun eğmiş idiler.
Ezginin sözlerinin ilk iki satırı mevzunun bam telidir. Ve bana göre “gelin nazlanması” adı altında masumlaştırılamaz. Başta Gemlik ve havalisi olmak üzere Bursa, yani ezginin derlendiği bölge zeytin ve zeytinyağının nerede ise merkezlerinden biridir. Bu havaliden böyle sözler çıkmaz, çıkamaz. Zeytinci kendi ayağına kurşun sıkmaz diye düşünüyorum.
 
Bu ezgi kapsamlı bir zihin yıkama operasyonun parçası olarak tarihteki yerini almıştır. Ezginin kıvraklığı ve kıpırtısı, sözlerin manasını süreç içerisinde örtmüş olabilir. Bağlantıyı biraz spekülatif bulabilirsiniz, ancak dönemin matbuatı iyi gözlendiğinde önemli bir zeytinlik kaybına uğradığımız kolaylıkla tespit edilebilir.
 
Sadece bununla da kalınmamıştır.
Basmalar, pazenler ve divitinler de yerlerini sentetik elyaflı, naylon türevi sağlığa zararlı tekstil malzemelerine, pişirme bakır ve çömlek saklama kaplarımız da yerini alüminyum ve naylon, plastik kaplara bırakmıştır.
 
Yazı bir miktar uzadı, ama konu gerçekten derin, daha çok konuşmalı ve yazmalıyız.
Memleketteki gidişe inat, direnmek için ağzımızın tadı bozulmasın.
Yeter ki, boyun eğmeyelim…
Sağlık ve dostlukla.


Not 1: Marshall Planı ve Türkiye için meraklısına not:
Tolga Tören (2007): Yeniden Yapılanan Dünya Ekonomisinde Marshall Planı ve Türkiye Uygulaması. Sosyal Araştırmalar Vakfı. No:13. Küreselleşme Dizisi: 6. Haziran. İstanbul
Not 2: Yazının bu biçimi Cumhuriyet Bilim Teknik Ekinde 18 Temmuz 2014'de yayınlanmıştır.
 
 
 
 
 




5 yorum:

  1. merhaba, yazınızdan alıntı yapacağım ancak kaynakçaya ekleyebilmek için dergi sayfa numaralarına ulaşamadım. yazmanız mümkün mü?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Çok gecikmişim çokkk. Özür diliyorum. Sayfa no: 8

      Sil
  2. Ellerinize sağlık gerçekten çok doğru bir tesbit.Ayrica Erol Mürteciler de bu konuyu Halk TV de dile getirmişti.Rahmetli annem bize zeytinyağlı yemek yapmış, kız kardeşiyle ben - biz bu yemeği yemeyiz bu kokuyor- demişiz. Annem bize o biraları yedirip de gerçek zeytinyağı ve tereyağını bilemediğimiz için gözlerinden yaşlar boşalmış. Annem bu olayı anlatırken bile çok uzulurdu

    YanıtlayınSil
  3. Serdar hocam.. Cok etkilendim.. Akliniza, yureginize ve ellerinize saglik. Saygi ile. Dr. Ahmet SALTIK 29.4.17

    YanıtlayınSil
  4. Ben de takilirim benzer biçimde.. Hey 15'liyi sitemde yazmistim. Oyun havasi olarak cali an yerlerde mudahale edip uyariyorum. Ayten Alpman'in Memleketim parcasi da sorunlu. "Ben gonlumu eylerim gerisi Allah kerim" sacmaligi ornegin.. Dostlukla. Dr. Ahmet SALTIK

    YanıtlayınSil